Horlama Hastalığı
Hazırlayan: Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun
Cerrahisi Vakfı HORLAMANIN NEDENİ NEDİR? HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?
HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ? Normal erişkin inanların en az %45'i zaman
zaman horlamaktadır. Bu şikayet %25'inde sürekli bir haldedir. Harlama
problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün
artar. 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı
modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin
modifikasyonlandır (sırt üstü yatarken horlama daha çok artar). Çene ve
boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir
yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik
cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları
olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir
problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.
HORLAMANIN NEDENİ NEDİR? Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık
olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilen arkası
ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge
kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde
solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri
aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir. 1. Dil ve boğaz kasları
gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına
doğru kaymasına engel olamaz. Bu olaş alkol ya da ilaç alarak gevşemiş
birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı
insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama
görülebilmektedir. 2. Boğazdaki dokuların aşın büyük olması. Büyük bademcik
ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama sebebidir. Şişman
insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde
nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir. 3. yumuşak damak ve küçük
dilin aşın sank ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava
yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur. 4. burun
tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşın vakum yaratır. Bu vakum
boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun
açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı
kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda
horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı
nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara
taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık
rastlanılandır. HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR? Sosyal olarak evet! Bu aile
yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur.
Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan
kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olarak
evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen
geceler vardır. Aşın horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere
göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu "tıkayıcı tipte horlama
hastalığıdır." "uyku apnesi" olarak bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama
nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur.
10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7'den
fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu duruda doktorunuzun
size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin
kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır.
Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşın oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu
dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi
bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir.
Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir
kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme
için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve
verimsiz geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar
görülecektir. HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ? Horlamanın bir çok tipi tedavi
edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere
uyulmalıdır. 1. İyi bir adale tonu su kazanmak için sportif bir yaşam biçimi
seçilmeli. 2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve
antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. 3. Uykudan 4
saat önce alkol almaktan sakınmalı. 4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten
sakınmalı. 5. Aşın yorgunluktan sakınmalı 6. Uykuda yana yatmak tercih
edilmeli 7. Yatağınızın başı daha yukarıda olmalı (10 cm.) 8. Evde
horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.
Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile
görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama
problemi olduğunda (yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile
kesilmektedir.) doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horama
hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır.
Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku
laboratuarı çalışmaları değerlidir. Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu
alerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit ya da bademcik, geniz eti veya
burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama- nefessiz kalma
hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini
sağlayan horlama ameliyatlarından uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP)
adı verilmektedir. Lazer'in kullanıldığı laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP)
lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Yine son zamanlarda
geliştirilen Radyo frekans cihazıyla da horlamaya neden olan hava yolu
daralmalarını bu bölgelere uygulanan radyo dalgaları sayesinde küçültülmesi
lokal anestezi altında yapılabilen bir müdahaledir. Uygun vakalarda ayaktan
uygulanabilecek bir yöntemdir. Cerrahinin çok boğaza riskli veya hasta
tarafından istenilmediği durumlarında boğaza basınçlı hava veren maske
takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı
tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti
ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve
gelişimine çok önemli yararlar ağlayacaktır. Unutmayın: horlama nefes
almanın tehlikeli biçimde kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç
değildir.
Burun Kanamaları
Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı BURUN
KANAMASINA DİKKAT ! Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen
korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki
gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen
kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama
şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır.
Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza
doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde
kanama olabilecektir. Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir.
Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar
çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan
basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun
kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru
hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır.
Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu
ile sürmek faydalı olacaktır. Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir.
Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi
yeterlidir. Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası
vardır. ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması
varsa şunları uygulayınız: Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla
diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak
yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.)
Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız
yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz
tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. ) KANAMA DURDUKTAN
SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir
şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı
mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız. TEKRAR KANAMA OLURSA
Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki
burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3.
basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız. NE
ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM? Eğer kanama durmuyorsa
veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa; Eğer kanama nedeniyle yorgunluk
ve halsizlik hissediliyorsa. Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz
arkasına doğru oluyorsa. []Akut Bronşit Hakkında Bilmeniz Gerekenler Akut
bronşit nedir? Akut bronşit akciğerlere hava akımını sağlayan bronş ağacının
bulaşıcı hastalığıdır. Bronşlar hastalandığında şişerler ve balgam
salgılarlar. Balgam, öksürdüğünüzde ağzınıza gelen salgıdır. Bronşların
şişmesi solunumunuzu zorlaştırır ve soluduğunuzda hışırtıya neden olur. Akut
bronşitin nedenleri Akut bronşit sıklıkla bronş ağacına ulaşan, virüs denen
mikroorganizmalarla oluşur. Boğaz ve burunda nezle ve iltihap yapan
virüsler, akut bronşit de yaparlar. Virüsler bronş ağacının duvarlarına
saldırır ve zedelerler. Vücudumuz bu saldırganlara karşı kendini savunur ve
bu nedenle bronşlarda şişme ve balgam oluşur. Bedeniniz bu savunma sonucunda
saldırgan virüsleri öldürse de, kendini toparlaması ve onarması için zamana
gereksinim duyar. Bu sırada öksürmeye ve balgam çıkarmaya devam edersiniz.
Bronş ağacına zarar verebilecek sigara gibi herhangi bir etmen, bronşların
iyileşme süresini uzatabilir. Bronşit nasıl bulaşır? Akut bronşit kişiler
arasında öksürükle bulaşır. Virüs ya havadan ya da hasta kişinin elinden
bulaşır (el sıkışmayla). Bronş ağacınız zedelenmişse, bronşite çok daha
kolaylıkla tutulabilirsiniz. Sigara içiyor ya da hava kirliliğinin yoğun
olduğu bir ortamda bulunuyorsanız, bedeninizin direnci düşer. Sigara içen
kişiler, daha kolaylıkla bronşit olurlar ve hastalıkları daha uzun
sürebilir. Akut bronşit nasıl tedavi edilir? Akut bronşit virüsler
tarafından oluşturulduğu için antibiyotiklerin kullanımı gereksizdir.
Solunumunuzun sıkışık olduğu durumlarda hekiminiz bazen astım tedavisinde
kullanılan bir ilaç önerebilir. Bu ilaçlar, nefesinizi açmaya ve balgamdan
arınmanıza yardımcı olacaktır. Sigara içiyorsanız, sigara sayısını azaltmalı
ya da sigarayı kesmelisiniz. Bu, bronş ağacına verilen zararı azaltacaktır.
Akut bronşitle birlikte gelişebilen başka Sorunlar Bazen akut bronşitin
öksürüğü haftalarca sürebilir. Bu, sıklıkla bronşların iyileşmesinin uzun
sürmesi nedeniyle olur. Ancak, akut bronşit bazen astımla da karışabilir.
Hırıltınız ve öksürüğünüz uzun sürerse ve bu özellikle geceleri ve hareket
ettiğinizde oluyorsa, hafif bir astımınız da olabilir. Bu durum uzun sürecek
olursa, bronşit ile astımınızı ayırt etmek için hekiminiz size solunum
fonksiyonu testi yaptırabilir. Akut bronşit ile zatürre de aynı yakınmaları
yapabilir. Yüksek ateşiniz olursa, kendinizi halsiz hissedecek olursanız ve
öksürüğünüz sürecek olursa, sizde zatürre gelişmiş olabilir. Bu durumu ayırt
edebilmek için, hekiminiz size bir göğüs röntgen filmi çektirebilir.
Bronşitiniz, uyurken midenizden akciğerlerinize kaçan mide içeriği nedeniyle
de olabilir. Öksürüğünüz sürüyor ve sabah ağızda kötü bir tatla
uyanıyorsanız, hekiminize başvurunuz. Hekiminizin midenize yönelik vereceği
ilaçlar, bu nedenle oluşan öksürüğü kesebilir. Hekime acil olarak gitmenizi
gerektiren durumlar Öksürüğünüz bir aydan uzun sürüyor, ateşiniz devam
ediyorsa hekiminize başvurmalısınız. Öksürdüğünüzde balgamınızla kan
geliyorsa, yattığınızda soluk alıp vermede güçlük çekiyorsanız ve
bacaklarınız şişiyorsa da hekiminizi görmelisiniz.
Kulak Çınlaması
KULAK ÇINLAMASININ NEDENİ Bazı zamanlar kulağımda zil
sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere
genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya
çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok
ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz.
Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu
rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.
BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ? Bu genellikle
olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip
tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar
anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana
gelen seslerden ötürü gelişir. TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN
SORULAR Tinnitusun Nedeni Nedir? Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu
subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir
(örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.)
Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi
ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli
nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri
(anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir
tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı
da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı,
tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer
nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar
ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu
nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak
çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir. Tinnitus çoğunlukla
işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında
meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı
doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme
kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı
değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz
dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve
işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün,
yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne
kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo
kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır.
Tinnitusun Tedavisi Nedir? Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer
doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi
sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı
röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen
tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına
rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç
vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı
sorulur. Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey
Yapılabilir mi? Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler
tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme
sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu
nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir. Yüksek sesli müziğe maruz
kalmaktan korunun Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında
olması için doktorunuza başvurun. Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım
sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz
eklemeyin. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak
durun. Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler. Yeterince dinlenin ve çok
yorulmaktan sakının. Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır
olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama
önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin.
Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme
yöntemiyle başarılabilir. Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.
KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR? Tembihleme,
konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas
gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar. MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS
MASKELEMESİ NEDİR? Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece
yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin
tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak
seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon
arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda
bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı
olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı
ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme
cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır.
Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını
unutmasını sağlar. İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI? İşitme
bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından
azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece
tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır.
Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner. SONUÇ
Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak
Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz.
Saman Nezlesi
Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı SAMAN
NEZLESİ NEDİR? Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman
bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz
kaşıntısı ve burun, boğazda çok miktarda akıntıdan oluşmaktadır. Havayla
solunan parçaçıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır. Yaz gribi
ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman
nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman
nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için
kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.) Her yıl çok sayıda
insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken
bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini
bozmaktadır. ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR? Bir bitki veya hayvana ait bir
parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boğazdan) bu
istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal
şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı
kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu
maddelere allerjen, kişilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi
olarak görülme eğilimi göstermektedir. Allerjenler vücudu antikor yapmak
üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleşerek, vücudda bu
şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına
neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu
madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük
oluşmasına neden olur. HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR? Havada taşınabilecek
kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve
boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan
tüyleri ve ev tozu bu parçaçıkların en sık rastlananlarındandır. HANGİ
POLENLER SORUN OLUR? İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler
yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç
dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs
bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri
havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir
yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler) Bazı bitkiler
ise Ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam
eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği
olur. MANTAR NEDİR? Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvaların bozulmasına
neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda,
tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulunurlar. Soğuğa dirençli oldukları
için allerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm
bir yıl sporları havada bulunur. Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve
onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli
yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar. TÜM YIL
BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR? Allerjenler hayvan artıkları (kediler,
köpekler, atlar, yün) kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev
tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu,
mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında dökülen
artıklardan ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Allerji
kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında
artmaktadır. ALLERJİ ZARARLI OLABİLİR Mİ? Allerjik kişilerin soğuk
algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri
artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla
rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kişilerde astım
gelişebilir. İdeal olarak allerjinizin oluştuğu yerden uzakta yaşamayı
seçebilirsiniz. Örneğin sadece deniz havası teneffüs edebileceğiniz bir
yerde veya hiçbir şeyin yaşamayacağı kadar kuru bir iklimde yaşamanıza devam
edebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak
aşağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye değerdir. 1.
Çimleri keserken veya ev temizliği yaparken polen maskesi takın. (birçok
eczaneden temin edilebilir) 2. Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki
filtreleri aylık olarak değiştirin yada bir hava temizleme aygıtı kullanmaya
başlayın. 3. Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde kapıları ve pencereleri
kapalı tutun. 4. Evde bulunan bitki ve hayvanlardan uzak durun. 5. Kuş tüyü
yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden
yapılmış olanlarla değiştirin. 6. Gerekli olduğunda yeterince antihistaminik
ve dekonjestan kullanın. 7. Yatağınızın baş tarafı yukarı kaldırılmış bir
şekilde uyuyun. Bunun için yatağınızın baş tarafındaki ayakların altına
birer tuğla koyabilirsiniz. 8. Genel sağlık kurallarına uyun. Hergün
egzerzis yapın. Sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan
şeylerden uzak durun. Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin.
Dietinizi vitaminler ve özelliklede C vitaminiyle destekleyin. 9.
Doktorunuzun tavsiyelerine uyun Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın.
Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kişinin kötüleşmesine neden
olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.
DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR? Kulak Burun Boğaz uzmanınız tam bir
kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir
değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun
yada yapısal bir bozukluğun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun
tedaviye karar verecektir. Allerji tedavisinde bir çok ilaçtan
yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en uygun olanını
seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve
kortizonlu ilaçlar vardır. Şüphelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı
zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı
bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı
allerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir. Solunum
havasındaki allerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o allerjene karşı
antikor oluşturacak enjeksiyonlar yapmaktır. Bundan önce hassasiyetinizin
gerçek nedeni bulunmalıdır. Allerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri
testi şeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı allerjiniz
olduğu değil bu allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır. Bu, eğer enjeksiyon
gerekiyorsa başlanabilecek en yüksek dozla başlayarak tedaviye cevabı en
kısa zamanda almamızı sağlar.
Astma ile Nezle Arasında İlişkiler
Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu Türk Akciğer
Hastalıkları Vakfı Üst solunum yollarının en önemli organlarından olan
burun, anatomik yapı bakımından bronş dediğimiz alt solunum yollarından
farklı değildir. Bazıları, burunu kıkırdaktan yoksun iki bronş olarak kabul
eder. Akciğerlere giren havanın ilk ugrağı burundur. Hava burada, bedene
uygun gelecek şekilde ısıtılır veya ılıtılır, içindeki yabancı maddeler
temizlenir ve nemlendirilir. B umun bunlardan başka koku alma ve konuşma
sesinin oluşmasında da etkisi vardır. Burun boşluğuna, yüz sinüsleri
dediğimiz, içinde hava boşluğu bulunan organların ağızları veya kanalları
açılır. Bu geçiş yerleri iltihap, allerjik olaylarla veya polip dediğimiz
yapılarla tıkandığı zaman, sinüslerin temizliği yeterli olamaz ve sonunda
Sinüzit dediğimiz hastalık meydana gelir. Burun dış ortam ile temaslı bir
organ olduğundan sıklıkla hastalanır. Buradaki hastalık, refleks olarak veya
burun salgısının geceleri genizden aşağı solunum yollarına akması sebebiyle,
öksürük ve balgam çıkarma gibi bronşlarla ilgili belirtiler meydana gelir.
Hepimizin bildiği gibi, en sık görülen burun hastalığı halk dilinde Nezle,
Up dilinde "Rhinitis" denilen durumdur. Akut, yani birdenbire başlayıp, bir
hafta içinde geçen nezle üzerinde pek duymak istemiyoruz. Bu durum, daha
ziyade virüs denilen ajanlarla meydana gelen, "Soğuk algınlığı", "Grip"
dediğimiz üst solunum yolunun hastalıklarında görülür. Normal sağlıklı
insanların nezlesi kısa sürede geçmesine karşın, asmalılarda süre daha
uzundur. Asmalı hastaların bazıları, "Benim hiçbir şeyim yoktu. Kendimi
üşüttüm, grip oldum. Bir türlü bunu atlatamadım" derler. Olay sanıldığı gibi
basit değildir. işin aslı, asmaya ait kalıtımsal yatkınlığın, nezle ile su
üstüne çıkmasıdır . Nezle belirtileri, burunun mukoza dediğimiz iç örtüsünde
yığılan hücrelerden salgılanan mediatör denilen kimyasal maddelerden (Histamin,
kinin ve lökotrienler) kaynaklanır. Kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, hapşırma
bilinen nezle belirtileridir. Olay müzminleştiği, yani süreğen bir hale
geldiği zaman genizde akıntı, koku alma hissinin kaybolması, sinüslerin
iltihaplanması ile yüzde ve alında lokalize baş ağrısı ve hatta nefes
kokması da ortaya çıkabilir. Bir hastada, kronik yani süreğen nezle
oluşmuşsa bu Allerjik veya Non-allerjik (Allerjik olmayan) nedenli olabilir.
Allerjik nezle, episodik dediğimiz gelip geçici, mevsimsel (Seasonal) veya
Yıl Boyu (Perennial) olabilir. Allerjik mevsimsel nezlenin bilinen
sebepleri; yabani çalı; ot veya ağaçların polenleridir. Bu tür nezlenin
tanınması gayet kolaydır. Bahar aylarında, yeşil bir alanda dolaşan hassas
yapılı kişilerde ani başlayan ard arda hapşırma, burundan su gibi salgı
gelmesi ve kaşınma, allerjik mevsimsel riniti hemen hatırlatır. Her çayırın,
otun, çimenin veya ağacın polenleri, allerjik hastalık yapmaz. Bir polenin
hastalık yapabilmesi için, iç ve dış yapı özelliklerinin (protein, nişasta
içeriği) yanı sıra çapının ve ağırlığının da etkisi vardır. Her şeyden önce
polen havada uzun süre asılı kalabilmelidir. Yeni bilimsel çalışmalar, kirli
havanın zararsız polenleri zararlı hale getirdiğini göstermektedir. En çok
Kuzey Amerika ülkelerinde bulunan "Ragweed" bitkisinin pollenleri çok
allerjiktir. Bu bitkinin Türkiye'de olmaması bizler için iyi bir şanstır.
Amerika ve Avrupa ülkelerinin allerjik polen taşıyan en önemli ağ acı olan
"Huş" (Birch), bizde ancak bahçe ve park gibi yerlerde ve otellerde süs
ağacı olarak bulunur. Huş ağacının gövde kabuğu, ince ve beyaz renkte olup
kolayca sıyrılabilir. Bu nedenle, kabukları çok eski yıllarda kağıt ve ekmek
unu olarak kullanılırmış. Kliniğimizde yapılan deri testlerine göre,
ülkemizde poleni allerji yapabilen birkaç ağaçtan en önemlileri, fındık ve
zeytin ağaçlarıdır.' Yabancıların Rye Grass, Timothy, English Plantain gibi
isim verdikleri yabani çayır, ot ve çimen türü bitkiler ülkemizde yaygın
olarak bulunur ancak özel isimleri yoktur. Bunlar, halk arasında "Tilki
Kuyruğu", "Kuzu kulağı" gibi isimlerle anılmaktadır. Ülkemizin doğu ve
güneydoğu bölgesi polen ve bitki örtüsü bakımından en zayıf yerlerdir .
Allerjik nezlenin bir de devamlı, her mevsimde görülen türü vardır. Biz
buna, yıl boyu süren allerjik rinit (Perrenial Rhinitis) diyoruz. Yıl boyu
allerjik rinit yapan en önemli etkenler, ev tozu içindeki Mite denilen küçük
canlıların dışkı ve tükürük gibi atıkları; kanatlı ve kedi-köpek gibi
hayvanların tüy veya kılları ve solunan havada bulunan mantar sporlardır. Bu
tür yıl boyu devam eden nezleli hastalarda burun belirtileri yanında,
gözlerde de yanma ve kaşınma olaya eşlik eder. Mevsimsel ve yıl boyu devam
eden allerjik nezlenin tanınmasında; hastadan alınan bilgilerin yanında,
deri testi ve bu maddelere karşı kanda bulunan IgE türündeki bağışıklık
ürünü antikorların gösterilmesi gerekir. Teşhis için bunların üçünün
birlikte bulunması şarttır. Allerjik nezlenin tedavisinde ilk yapılacak şey
kişinin kendisini bu dokunan etkenlerden koruması ve onlardan kaçınmasıdır.
Eğer bunu başaramıyorsa, ilaçla tedavi önerilir. Burada da en etkili
ilaçlar, burun içindeki inflamasyonu gideren kortizonlu burun spreyleridir.
En çok kullanılan kortizonlu burun spreyleri, Fluticasone (Flixonase),
Beclomethasone ( Beconase) ve Budesonide (Rhinocort) gibi ilaçlardır.
Allerjik nezlenin tedavisinde, dekonjestan dediğimiz geçici süre için burunu
açan tablet ve damlalardan da zaman zaman yararlanılır. Saf allerjik nezle
durumunda, kortizonlu spreylere göre dal1a zayıf ancak gayet etkili olabilen
Kromolin Sodyum içeren spreylerde kullanılmaktadır. Her kronik, süreğen
nezlenin allerjik olması şart değildir. Allerjik olmayan 10'un üstünde
kronik nezle türü vardır. Sebebi henüz bilinmeyen, sinirsel olduğu sanılan
vazomotor, mesleksel, ilaçlara bağlı (Bazı kalp ve tansiyon düşürücü
ilaçlar, göz ilaçları gibi), belirli gıdaların kokusuyla başlayan, sistemik
hastalıklarla (Tiroid bezinin az çalışması, tüberküloz, ozena gibi) birlikte
ve gebelikte, yaşlılıkta, görülen müzmin nezle türleri vardır. Bunların
yanında, ameliyatla düzelen burun şekil bozuklukları (Burun orta kemiğinin
eğriliği gibi) ile birlikte olan devamlı nezle türleri de görülmektedir.
Tedavisi kolay olmayan bir astma türü olan Samter Sendromu'nda astma ile
birlikte burun sorunları; devamlı nezle hali, burun içinde polip, sinüs
iltihabı ve ağrı kesici ilaçlara karşı intolerans üçlüsü vardır. Bu hastalar
aspirin veya novaljin sınıfı ağrı dindiricileri aldığında ya astmaları
şiddetlenir veya yüzü, gözü şişer, derisinde ürtiker dediğimiz kaşıntılı
kabarıklıklar olur. Samter sendromu olan hastalar, ağrı dindirici olarak
Acetaminophen (Paracetamol) , kodein veya sodyum salisilatlı ilaçları
ral1atlıkla kullanırlar, Eğer nezle ve aksırma hali ilaçla kontrol altına
alınamıyorsa, burun ve yüz sinüslerindeki iltihap veya Polipler cerrahi
olarak temizlenir. Bu tür müdal1aleden sonra, hasta kortizonlu burun
spreylerini gene devamlı kullanmak zorundadır. Aksi takdirde, burun ve
sinüslerdeki olaylar tekrar başlar. Takip ettiğimiz bir hastanın tam 17 kez
burnundan polip aldırdığını öğrendik. Samter sendromu denilen durum
genellikle 30-40 yaş civarında ve genellikle hanım hastalarda önemli bir
sorundur.
Gürültü, Kulaklar ve İşitmenin Korunması
Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı 10
kişiden birinde işitme kaybı vardır, bu kayıp normal konuşmayı ve
anlayabilmeyi etkiler. Aşırı sese maruz kalma işitme kaybının en sık
sebebidir. Gürültü gerçekten kulaklarımı etkileyebilir mi? Evet,gürültü
tehlikeli olabilir. Eğer ses yeterince yüksekse ve uzun sürerse işitmemize
zarar verebilir. Gürültü sonucu meydana gelen hasara işitme siniri ile
ilgili işitme kaybı ya da sinir kaybı diyoruz. Bu gürültüden başka
faktörlerle de oluşabilir ancak gürültü sebebiyle meydana gelen işitme
kaybının başka yönden önemi vardır:azaltılabilir ve hatta önlenebilir.
Kulaklarımı iyileştirebilir miyim? Hayır,eğer kulağınızın yüksek sese
alıştığını düşünüyorsanız bu durum kulaklarınıza büyük olasılıkla zarar
vermiştir ve hiç bir tedavi yöntemi yoktur. Ne ilaç, ne cerrahi ne de işitme
aleti kulağınız gerçekten zarar görmüşse gerçekten işitmenizi düzeltmez.
Kulak nasıl çalışır? Kulağın üç ana bölümü vardır:dış kulak, orta kulak, iç
kulak. Dışarıdan görebildiğimiz parça olan dış kulak kendi kanalına açılır.
Kulak zarı dış kulak yolunu orta kulaktan ayırır. Orta kulaktaki örs, çekiç
ve üzengi kemikçikleri iç kulağa sesin iletilmesine yardımcı olurlar. İç
kulakda işitme ve dengeye hassas hücrelerle, beyine giden işitme siniri
vardır. Herhangi bir ses kaynağı kulağa titreşim veya ses dalgaları
gönderir. Bunlar dış kulak yolu vasıtasıyla iletilir ve kulak zarına
çarparak zarın titreşimini sağlar. Bu titreşimler orta kulağın küçük
kemikçiklerine iletilir ve kemikçikler yoluyla iç kulağa buradan da işitme
sinirine geçerler. Titreşimler iç kulakda sinir uyarıları haline
dönüştürülür ve direkt olarak beyine giderler. Beyne gelen uyarılar müzik,
kapı çarpması gibi ses olarak algılanır. Ses çok fazla olduğu zaman iç
kulaktaki sinir uçlarını öldürmeye başlar. Yüksek sese maruz kalma süresi
uzadıkça daha fazla sinir ucu harap olur. Sinir ucu sayısı azaldıkça da
işitme azalır. Ölü sinir uçlarını canlandırmak mümkün değildir ve hasar
kalıcıdır. Sesin zararlı olduğunu nasıl anlayabilirim? İnsanlar gürültüye
duyarlılıkları açısından farklıdır. Genel olarak sesinizi duyurmak için
bağırmak zorunda kaldığınız gürültülü ortam, kulağınızı ağrıtan sesler,
kulağınızı çınlatan gürültü veya maruz kaldıktan sonra sağırlık yaşattıran
sesler işitmenize zarar verebilir. Bilimsel olarak ses iki türlü
ölçülebilir: şiddet veya sesin yüksekliği desibel (dB) olarak ölçülür.
Tizlik ise saniyedeki ses titreşim frekansı olarak ölçülür. Düşük tizlik (tuba
gibi derin ses) daha az titreşim yaparken yüksek ses (violin gibi) daha
fazla titreşim yapar. Frekans ve işitme kaybı arasında nasıl ilişki vardır?
Frekans saniyedeki devir veya Hertz (Hz) olarak ölçülür sesin tizliği ne
kadar yüksekse frekansı o kadar fazladır. Genel olarak en iyi duyan çocuklar
büyük kilise orgunun en düşük notası olan 20 Hertz’lik sesten köpek havlama
sesinin en tizliği olan 20.000 Hertz’lik sese kadar sesleri ayırt edebilir .
İnsan konuşması 500 - 2.000 Hz arasında değişir ve pek çok insana çok yüksek
veya çok alçak frekanslı seslerden daha gürültülü gelir. Duyma kaybı
başlayınca yüksek frekanslar daha önce kaybedilir. Bu da işitme kayıplı
insanların bayan ve çocukların yüksek tizlik seslerini neden daha zor
duyduklarını açıklar. Yüksek frekanslardaki duyma kaybı ses bozulmasına yol
açar. Böylece ses duyulmasına rağmen anlaşılamaz. Ayrıca işitme kayıplı
hastalar benzer duyulan kelimeler arasındaki farkı ayırt edemezler çünkü bu
sessiz harfler diğer sessizlere ve sesli harflere nazaran daha yüksek
frekans aralığına sahiptirler. Desibel Nedir? Sesin şiddeti desibel (dB)
olarak ölçülür. Yelpaze insan kulağının duyabileceği en silik sesten (0dB)
roketin havalanma sesine (180dB) kadar değişir. dB logaritmik bir ifadedir,
bu yüzden dB şiddetinde 10 ünitelik artış bir alttakinin 10 katı fazlası
anlamına gelir; yani 20 dB, 10 dB’in 10 katı ve 30dB de 10 dB’in 100
katıdır. dB düzeyi Örnek (Ortalama) 0 İnsan kulağının duyabileceği en silik
ses 30 Fısıldama sessiz kütüphane ortamı 60 Normal konuşma,daktilo, dikiş
makinesi 90 Çimen biçme makinesi, kamyon trafiği (günlük 8 saat maksimum
maruz kalma süresidir.) 100 Demir testeresi,havalı delici,kar aracı
(korumasız maksimum 2 saat maruz kalma süresidir.) 115 Rock konseri, oto
kornası (korumasız max.15 dakika maruz kalma süresidir.) 140 Jet motoru
(gürültü ağrı yaratır ve geçici sağırlık oluşturur) Duymamı etkilemeksizin
dB ne kadar yükseğe çıkabilir? Pek çok uzman 85 dB’ den daha fazla sese
maruz kalmanın zararlı olduğu konusunda hem fikirdir . Duyduğum gürültüye
maruz kalma süresinin işitmedeki hasarla ilişkisi var mıdır? Vardır. Yüksek
sese ne kadar uzun süre maruz kalırsanız o kadar hasar gelişir. Ayrıca sesin
kaynağına ne kadar yakınsanız hasar o kadar fazla olur. Her silah sesi yakın
çevredeki herkesin kulağına zarar verebilir. Daha büyük ve topçu sınıfı
silahlar en kötüsüdür çünkü en fazla gürültüyü bunlar çıkarır. Ancak patlama
yakınınızda olursa küçük silahlar bile işitmenize zarar verebilir. Ateşli
silah kullanan biri kulaklık kullanmıyorsa işitme kaybı riskiyle karşı
karşıyadır. Son çalışmalar gençlerde işitme kaybı sıklığının arttığını
göstermektedir. Yüksek sesle dinlenen rock müziği ve kulaklıklı taşınabilir
radyo-teyp (Walkman) kullanımındaki artış gençlerdeki işitme kaybından
sorumlu olabilir. Gürültü işitmem dışında başka bir zarar verebilir mi?
Kulak çınlaması gürültüye maruz kalma sonrası görülür ve sıklıkla kalıcıdır.
Bazı insanlar yüksek sese sinirlilik reaksiyonu gösterirler ayrıca kalp hızı
ve kan basıncı veya mide asidinde artma görülebilir. Çok yüksek ses güç
görevleri yerine getirmeyi dikkati dağıtmak suretiyle azaltır. Kim işitme
koruyucusu kullanmalıdır? Eğer gürültülü bir ortamda çalışmak zorundaysanız
koruyucu kullanmalısınız. Ayrıca bu koruyucular; güçlü elektrikli aletler,
gürültülü bahçe aletleri veya ateşli silah kullanırken de giyilmelidir. İş
sırasında gürültüye maruz kalma ile ilgili kanunlar nelerdir? Pek çok
insanda devamlı 85 dB üzerinde gürültüye maruz kalma anlamlı şekilde işitme
kaybına yol açar ve daha yüksek sesler bu hasarı arttırır. Korunmamış
kulaklar için izin verilen maruz kalma süresi ortalama gürültü seviyesinde
her 5dB artış için yarısı kadar azaltılmalıdır. Örneğin 90dB için maruz
kalma süresi 8 saat, 95 dB için 4 saat ve 100 dB için 2saat olmalıdır. İzin
verilen en yüksek gürültü seviyesi korunmuş kulak için günde 15 dakika ve
115 dB’dir.140 dB üzerindeki gürültü kabul edilemez. ABD’de mesleki güvenlik
ve sağlık birliği yönetimi 1983 yılı işitme koruma kanununda gürültülü
çalışma ortamlarında işitme koruma programı uygulamayı istemektedir. Bu ise
ortalama 85 dB veya daha fazla gürültüye maruz kalan yaklaşık 5milyon
çalışanda yıllık işitme testi yapmayı kapsar. İdeal olarak gürültülü makine
ve çalışma ortamları daha az gürültülü aletlerle donatılmalı veya çalışma
saatleri azaltılmalıdır. Ancak bunun maliyeti pahalıdır. Alternatif olarak
kişisel işitme korumaları ortalama 90 dB’den yüksek gürültüde
kullanılmalıdır. Gürültü ölçümleri işitme koruması ihtiyacını gösterirse
işveren en az kulak tıkacı ve bir tip de kulak susturucusunu ücretsiz olarak
çalışanlarına vermek zorundadır. Yıllık işitme testleri yüksek frekanslarda
10 dB veya daha fazla işitme kaybını gösterirse çalışan bilgilendirilmeli ve
gürültü 8 saat için 85 dB’den fazla ise işitme korumaları kullanmalıdır.
İşitmede daha fazla kayıp ve/veya kulak hastalığı ihtimali KBB uzmanına
görünmeyi gerektirir. İşitme koruyucuları nedir ve ne kadar etkilidir?
İşitme koruyucu aletleri kulak zarına ulaşan sesin şiddetini azaltırlar. 2
formu vardır: kulak tıkacı ve kulak maskesi. Kulak tıkacı dış kulak yoluna
uyan küçük aletlerdir. Etkili olmaları için total olarak kulak kanalını
tıkamaları gerekir. Çeşitli tip ve ebatlarda olabilirler. Kulakta tutamayan
kişiler için baş bandı ile kullanılabilirler. Kulak maskesi kulağı
kaplayacak şekilde oturur ve kulak kanalının tüm çevresini bloke eder.
Bunlar uyumlu bantlarla yerlerinde tutulur. Gözlük çevresini ve uzun saç
çevresini kapatmazlar ve ayarlanabilir baş bandı kulak maskeyi yerinde
tutmak için yeterlidir. Kulak tıkaçları rahat bir şekilde yerleştirilmeli ve
böylece kulak kanalı tamamen kapanmalıdır. İyi uymayan kirli veya yırtılmış
tıkaçlar kanalı kapatmaz ve rahatsız edebilir. Uygun, iyi oturmuş tıkaçlar
sesi 15-30 dB azaltabilir. İyi tıkaçlar ve maskeler sesin azaltılmasında
eşittirler ancak tıkaçlar düşük; susturucular yüksek frekanslarda
etkilidirler. Tıkaç ve susturucuların birlikte kullanımı tek başlarına
kullanıma nazaran 10-15 dB daha fazla koruma sağlar. 105 dB’den yüksek
sesler için beraber kullanım düşünülmelidir. Niçin sadece pamuk ile
kulaklarımı kapatamam? Kulak topları ve kağıt doku tıpaları sesi sadece 7 dB
azaltır. İşitme koruyucularının ortak problemleri nelerdir? İşitme
koruyucusu kullanan işçilerden yarısı koruyucuların ses azaltma
potansiyellerinin yarısını kullanırlar çünkü bu gereçleri devamlı
kullanmazlar veya bu aletler tam olarak kulağa uymaz. 8 saatlik bir süre
devamlı takılırsa 30 dB’lik ses azalması sağlayan bu koruyucu gürültüde 1
saat çıkarılırsa sadece 9 dB’lik sağlar. Bu desibeller logaritmik yelpaze
ile ölçülmeleri sonucudur ve her 10dB artışta ses enerjisinde 10 kat artış
görülür. Korunmamış kulakla işçi koruyucu kullanmaya nazaran 1000 kat daha
fazla ses enerjisine maruz kalır. Ek olarak sese maruz kalma toplamsaldır.
Bunun için evdeki gürültü veya partideki gürültü toplanarak hesaplanır. İş
yerinde maksimum izin verilebilen gürültünün ardından gürültülü müziğe maruz
kalma günlük güvenlik limitini aşar. Tıkaç veya susturucu devamlı kullanılsa
bile eğer kulak derisi ve koruyucu biraz aralık varsa fazla işe yaramazlar.
İşitme koruyucuları kullanırken sesimizi daha fazla ve derinden duyarsınız.
Bu koruyucuların iyi yerleştirildiğini gösteren yararlı bir bulgudur. İşitme
koruyucuları kullanırken diğer insanları veya makine problemlerini duyabilir
miyim? Güneş gözlükleri nasıl parlak ışıkta görmeye yardımcı olursa işitme
koruyucuları çok gürültülü yerlerde konuşmayı anlamayı arttırır. Sessiz bir
ortamda normal duyan işitme koruyucusu takan insanlar düzenli konuşmaları
anlayabilirler. İşitme koruyucuları işitmesi bozuk veya dil anlaması kötü
olanlarda normal anlamayı çok az azaltırlar. Ancak hafif işitme kayıplı
kişilerin kulak tıkaç ve susturucuları takmaları daha fazla iç kulak
hasarının önlenmesi açısından önemlidir. İşitme koruyucularının işçilerin
bozuk bir makine sesini anlayabilme kabiliyetini düşürdüğü tartışılmıştır.
Ancak pek çok işçi daha fazla seste de uyum sağlayabilir ve böylece
problemleri tesbit edebilirler. İşitmemdeki hasar eski ise bunu nasıl
anlayabilirim? İşitme kaybı uzun yıllar süresince oluşur. Yavaş, ilerleyici
ve ağrısız olduğu için fark edilmeyebilirler. Fark edebildiğiniz kulakta
çınlama veya başka seslerdir. Bu da uzun süreli olarak işitme sinirine zarar
veren gürültüye maruz kalma sonucunda gelişir. Veya insanların
söylediklerini anlama güçlüğü çekilebilir. Özellikle gürültülü bir
ortamdayken insanlar mırıldanıyor gibi gelebilir. Bu yüksek frekans işitme
kaybının başlangıcı olabilir ve işitme testi bunu tesbit edebilir. Eğer bu
bulgulardan herhangi biri varsa kulakta kulak kiri veya kulak enfeksiyonu
gibi düzeltilebilir hastalıklarınız olabilir. Ancak gürültüye bağlı işitme
kaybı da olabilir. Her durumda işinizi şansa bırakmayın. Gürültüye bağlı
işitme kaybı kalıcıdır. Eğer işitme kaybından şüpheleniyorsanız bir KBB
uzmanına görünün. Doktor işitme problemini teşhis eder ve en iyi tedavi
yolunu önerir.