Önsöz Annelik kavramı hepimiz için çok derin anlamlarla yüklüdür.Aklımıza
hemen kendi annemiz , ona duyduğumuz sevgi,saygı, hayranlık ve minnet
duyguları gelir.Gerçekten de her anne sadece yeni bir canlı dünyaya
getirdiği için bile bütün olumlu sıfatları hak eder ve böyle bir güzelliği
yaşamak her kadının hayalidir. Eğer hamilelik testlerinden olumlu sonuç alıp
havalara uçmuşsanız,bu son derece zevkli, heyecan verici, zaman zaman da
endişelere kapılacağınız yolculuğa birlikte çıkalım. İLK ÖĞRENDİĞİNİZDE Uzun
zamandır kurduğunuz düş sonunda gerçekleşti.İçinizde yavaş ve sessizce
başlayan yaşam, sizi hayata daha çok bağlayacak, yeni hayallere ,heyecanlara
sürükleyecek.Sevdiğiniz erkekten bir çocuk sahibi olmak hem ona hem
kendinize verebileceğiniz en güzel armağandır. Ancak anne adayının çeşitli
endişeleri de vardır.Vücudu değişmeye başlayacaktır,artık eskisi gibi
hareket edemeyeceğini,şık ve zarif olamayacağını hatta eşinin kendisini daha
az beğeneceğini düşünür. Bilmediği bu yolculuktan, bebeğine iyi bakamamaktan
ve doğumdan korkar.Bebeğinin sağlığını,cinsiyetini, kime benzeyeceğini ve
bebekli bir yaşamın nasıl olacağını merak eder.Mesleğime devam edebilecek
miyim? günlük yaşam nasıl olacak?v.b. pek çok soru ilk anda aklını
karıştırır. Bizim size tavsiyemiz,endişelerinizi mutlaka bir yakınınızla
(eş,arkadaş,anne,kardeş yada doktorunuz) paylaşın bu sizi rahatlatacaktır.
Ve en önemlisi kendinizi yanında rahat hissettiğiniz, güvendiğiniz bir
doktor edinin.Aylık kontrollerinizi hatta doğumunuzu aynı doktor yapsın.
Eğer bebeğinizi tek başına bekliyorsanız,yani baba adayı yanınızda değilse
bazı şeyler daha zor olacaktır. Fakat dostlar,aile ve doktorunuz size
gereken desteği verecektir.Dahası küçük bebeğiniz sizi asla yalnız
bırakmayacak,doğduktan sonra da en yakın arkadaşınız olacaktır.
Anne sütün önemi "Bütün memelilerin yavrularının
beslenmesinde kendi annelerinin sütü en iyi olduğu gibi, süt çocuğunun
beslenmesinde de anne sütü önemli ve yeri doldurulamayan bir besindir." Anne
sütünün bebeğe yararları: Anne sütü bebeği enfeksiyonlara karşı koruyacak
immünolojik faktörleri içerir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal,
solunum yolu ve diğer enfeksiyon hastalıkları daha az görülür veya görülse
bile daha az şiddette seyreder. Anne sütü bebeğin büyümesi ve gelişmesini
hızlandırır. Anne sütü bebeklerin gereksinimleri olan bütün besin öğelerini
içerir. Anne sütü ile beslenmiş çocuklarda egzema, allerjik hastalıklar, diş
eti hastalıkları, kanser ve diabet gibi hastalıklar daha az görülmektedir.
Anne sütünün sindirimi kolaydır. Meme emme işlemi çocuğun yüz kaslarının ve
kemiklerinin gelişmesini sağlar. Emme işlemi çocuğun psikososyal gelişimine
katkıda bulunur. Anne ile bebek arasındaki bağın da güçlenmesini sağlar.
Emzirmenin Anneye Faydaları: Doğumdan hemen sonra emzirme annenin doğum
sonrası kanama riskini azaltır. Bebeğin annesini emmesinin anneyi idrar yolu
enfeksiyonlarından , göğüs ve yumurtalık kanserinden koruduğu
düşünülmektedir. Emzirme süresinin uzunluğuyla ilişkili olarak kanser riski
azalmaktadır. Emzirme ilk 6 ayda ovulasyonu (yumurtlamayı) ve menstrüel
siklusu (adet görmeyi) geciktirir. Anne tam olarak emziriyor ve adet
kanamaları başlamamış ise ilk 6 ay gebe kalma riski çok düşüktür. Adet
kanamaları başlamışsa veya tam olarak emziremiyorsa veya bebek 6 aylık
olmuşsa aile planlaması yöntemleri mutlaka kullanılmalıdır. Anne sütünün
ekonomiye katkıları: Anne sütü bebekler için en ucuz ve en iyi gıdadır.
Diğer mama ve gıdalar oldukça pahalıdır. Anne sütü ise bebek için değeri
parayla ölçülemeyecek kadar yararlıdır. Yaklaşık 1.5 milyon bebeğin altı ay
sadece anne sütü ile beslenmesi ekonomiye en az 70 milyon dolar destek
sağlayacaktır (1989 yılı verilerine göre). Anne sütünün erkenden gelmesi,
bol olması ve uzun süre devam etmesi için bebeklerin doğar doğmaz anne
göğsüne konarak memeyi emmeleri sağlanmaya çalışılmalıdır. Yeni doğum yapmış
anne yorgundur ve sütü yoktur diyerek bebeği anne memesine koymamak veya
başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebeğin anne memesini emmesi
annede prolaktin ve oksitosin hormonlarının salınımını arttırarak sütün
gelmesini sağlar. Bebeğin istedikçe emmesi ile sütün artması sağlanır. İlk
3-4 gün gelen süte kolostrum denir. Kolostrumun bebeği enfeksiyonlardan
koruma özelliği çok fazladır ve bir damlası bile ziyan edilmemelidir.
Kolostrumdan sonra geçiş sütü, daha sonra da olgun anne sütü oluşur. Anne
sütünün içindeki maddelerin vücutta yararlanırlığı çok fazladır. Bu nedenle
diğer mamaların içindeki maddelerle karşılaştırılması doğru olmaz. Her
annenin sütünün içeriği kendi bebeğine göredir. Prematüre doğum yapmış
annelerin sütleri diğerlerinden farklı olup, prematüre bebeğin ihtiyaçlarını
karşılamak üzere ayarlanmıştır. Anne sütü fizyolojik adaptasyon gösterir ve
zaman içinde bebeğin gereksinimine göre bileşimini değiştirir. Emmenin
başındaki süt ile sonuna doğru gelen sütün bileşimi de değişiktir. Emmenin
sonuna doğru sütteki yağ oranı artar ve bebeğin doygunluk hissetmesi ile
emmeyi bırakması sağlanır. Bu nedenle anne sütüyle beslenen bebeklerde
şişmanlık daha az görülür. Gece sütünün bileşimi de gündüz sütünden farklı
olmaktadır. Anne sütü alan bebeğin suya ihtiyacı yoktur. Anne sütü tek
başına yeterlidir. Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden katı
gıdalara geçmesi gereklidir. Anne sütüne devam edilmelidir. Anne istiyorsa
emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. Sıcak havalarda bile bebeğin su ihtiyacı
anne sütünden sağlanabilir. Annenin sütü geliyorsa ve göğüsleri süt ile
doluysa bebek alacağı sütün % 50’sini ilk 2-3 dk. da alır. Emebileceği sütün
ikinci yarısını da 10-15 dak. da alır Bir meme ile doymamışsa diğer meme
verilmeli ve bir sonraki emzirmede bu meme ilk olarak verilmelidir. Annenin
beslenmesi de sütün miktar ve kalitesini etkilemektedir. Annenin rahat bir
pozisyonda bebeği emzirmesi gerekir. Bebek 3 aylık olduğunda anne sütünde
hafif bir azalma olabilir, bebek emmeye devam ederse yeniden artacaktır.
Hemen vazgeçip ek gıdaya başvurulmamalıdır. ANNE SÜTÜ , fizyolojik ve en iyi
besin, bebek-anne arsındaki en iyi psilojik bağlantı yolu, bebeğin
hastalıklardan korunmasında en güvenilir yoldur. *Anne sütü, Mükemmel bir
besin içeriğine sahiptir.Anne sütünün besin içeriği bebeğin kaç günlük
olduğuna göre, günün hangi saatlerinde emzirildiğine göre, hatta bir
emzirmenin başından sonuna doğru yeniden ayarlanır. *Anne sütü tıpkı kanda
olduğu gibi, vücudu bakteri ve virüslerden koruyucu özel maddeler içerir.
*Anne sütü kolay hazmedilir.Gaz sancıları anne sütünde en aza iner. *Emzirme
anne ile bebeği arasında fiziksel bir yakınlık da sağlıyacak uzun yıllar
sürecek psikolojik bağa zemin hazırlar. *Emzirme annenin estetik ve
sağlığına da doğrudan ve dolaylı yoldan etki eder. Emziren anne kısa sürede
eski kilosuna döner.Rahim daha çabuk toparlanır. *Emzirme ayrıca bebeğin
çene ve diş sağlığı için yararlı olup, bebeğin konuşmasını geliştirir.
Emzirirken sorun çıkabilir ama dert etmeyin! *Önce kendiniz inanın. Emzirme
konusunda annenin kendisini inandırması ve ikna etmiş olması lazımdır. Her
annenin bebeği ve kendisi için yapacağı doğru şey emzirmektir. *"Sütüm
yetmiyor" demeyin! Bu tür gerekçelerle kolayca emzirmeyi bırakan anneler
görülür. Unutmamalı ki, emzirme insan vücudunda psikolojik etkilere bağlı
olarak da yürür. Anne emzirmenin gerekliliğine inancını kaybedince veya
etrafından bu konuda yeterli destek alamadığında emzirmeyi kesebilir.Emzirme
kesilince de meme ucundan bebeğin emmediği sinyalleri beyne gider ve süt
üretimi durur.Sütünün yetmediğini düşünen annenin sütü gerçekten yetmez olur
ve bir kısır döngüye girilmiş olur.Sütüm yetmiyor sözü sütü yetmez hale
getirir. *Bebek istedikçe emzirin, emzirmeyi belli saatlere programlamayın.
*Temizliğe dikkat! Ellerinizi yıkayın. *Rahat elbiseler giyin! Çalışan bir
anne iseniz! *Bebeğinizi işyerinize götüremiyorsanız, sütünüzün kesilmemesi
için sütünüzü sağmayı öğrenin.Hem böylece sütün göğüslerde birikip dolgunluk
yapması önlenir. *Sağılmış anne sütü her türlü bebek mamasından daha
faydalıdır. *Sütünüzü sağdıktan sonra temiz bir kaba koyun ve bebeği
sütünüzle besleyin. *Her öğün için yarım bardak süt sağın, üstüne temiz bir
örtü örtün, buzdolabına koyun bebeğe verilmeden önce kaynatılmasın ya da
ısıtılmasın. *İşteyken de sütünüzü 2-3 kere sağın. Bu sütünüzün azalmamasını
sağlıyacaktır. *Sağılmış anne sütü çocuğa kaşıkla verilmelidir. Bu dönemde
kesinlikle biberon ve emzik kullanılmamalıdır. Kaşıkla beslenen bebek anne
işten döndüğünde tekrar emmek isteyecektir.Bu da sütün kesilmemesini sağlar.
Bebek emmek istemezse! *Bebek emmeyi niye reddeder?Bebek hasta olabilir.Ağrı
çekiyor olabilir. Bir ilaçtan Etkilenmiş olabilir! *Bir enfeksiyon ya da
doğum sırasındaki bir beyin hasarı bebeğin emmesini engelliyebilir. *doğum
sırasında kullanılan forseps gibi cihazların yol açtığı ağrı iştahını
azaltabilir. *Emme sırasında burnundan nefes alması gereken bebeğin burnu
tıkanmış olabilir, ya da pamukçuk ve diş çıkarma gibi sebeplerle damakları
acıyor olabilir. *Emzik, biberon kullanan bebeğe anne memesini emmek zor
gelebilir. *Memenin tıkalı olması ya da bebeğin kötü tutulması nedeniyle süt
gelmiyor olabilir. *Emme saatleri kısıtlanmışsa, bebeğin emmek istediği
saatler kaçırılmış olabilir. *Bazı değişiklikler bebeği üzmüş
olabilir.Anneden ayrılma, yeni bakıcı, anne hastalıkları ya da mastit(meme
iltihabı) Annenin adet görmesi annenin kokusunun değişmesi .... Bu nedenler
ortadan kaldırılırsa sorun çözülücektir.
Doğuma hazımısınız Artık hamileliğin sonlarına
yaklaşıyorsunuz kelimelerle anlatılamayacak duygular içindesiniz. Bir
taraftan size anlatılanları düşünerek doğumdan korkuyor ve geciktirmek
istiyorsunuz, bir taraftan da bebeğinizi bir an önce görebilmek için hemen
doğum yapmak istiyorsunuz. Bunlar her hamile kadının yaşadığı çelişkilerdir
ve doğum, olması gereken zamanda hiçbir mazeret kabul etmeden
gerçekleşecektir. BÜYÜK RANDEVUNUN TARİHİ Doğumun tarihini kesin olarak
belirlemek imkansızdır ancak yaklaşık olarak hesaplamak için iki yol vardır;
Son adetin ilk gününden itibaren 41 hafta sayılarak. hamile kalma tarihine 9
takvim ayı ekleyerek. Hesaplanan tarihten birkaç gün önce veya sonra
olabileceği gibi uzayan hamilelik ya da erken doğum ihtimali de vardır.
Tarih bu kadar belirsiz olduğuna göre şimdiden egzersizlerle vücudunuzu
doğuma hazırlamanız, ihtiyacınız olacak malzemeleri almanız ve doğum
yapacağınız hastaneyi seçmeniz gerekir.
Baba olmaya Hazımısınız İlk duyduğunuzda belki havalara
sıçrayacaksınız.Belki de donup kalacaksınız. Belki önemli bir toplantının
ortasında telefonla belki romantik bir akşam yemeğinin ortasında
sevdiğinizin gözlerine bakarak,belki tahlil sonuçlarını kaldırımda okurken.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.Evinizde artık zaman zaman size rakip
zaman zaman size sırdaş olacak yeni bir arkadaş geliyor. Gecenin bir
yarısında kalkıp nöbetçi eczane aramaktan bitap bile düşeceksiniz. Onu ilk
kucağınıza almak için cesaret bulamıyacaksınız.Altını değiştirmemek için
fazla mesai yapmayı, biberonunu ısıtmamak için sabah erkenden bakkala
gitmeyi bile düşünebilirsiniz. Bütün bunlar daha aklınızı çelmediyse, daha
önünüzde eşinizin dokuz aylık hamileliği var.
Beslenme &n bsp; Beslenme daima dikkat edilmesi gereken
bir konudur, hamilelik sözkonusu ise daha da önem kazanır. Çünkü bebek, kilo
alması, boyunun uzaması, kemiğinin oluşması v.s. için gereken herşeyi
(vitamin, protein v.s.) annesinin kanından alır. İyi beslenme yeterli ve
dengeli beslenme demektir.Yeterli beslenme için miktar (kalori miktarı),
dengeli beslenme içinse nitelik gözetilir. YETERLİ BESLENME NEDİR ŞU KALORİ
? &nb sp; Arabanın çalışması için benzin, televizyonun çalışması için
elektrik gerekir, insan vücudunun çalışması için de bir enerji gereklidir.Bu
enerjiyi şöyle elde ederiz; yediğimiz besinler, solunumla aldığımız
oksijenle yanar, bu yanma sonucu ısı yani enerji oluşur. KALORİ bu enerjiyi
ölçmeye yarar. Örneğin; 1 gr. yağ yanarsa 9 kalori enerji oluşur. ; 1 gr.
protein yanarsa 4 kalori enerji oluşur... Yediğimiz tüm besinlerden elde
edilen toplam enerji; iç organları çalıştımak, hareket etmek, vücut ısısını
37 derecede tutmak, konuşmak v.s. gibi etkinliklerle harcanır. Eğer kişi
yeterli beslenmiyorsa birikimlerini harcar, zayıflar; çok yerse ve
enerjisinin çoğunu harcamazsa birikim oluşur, şişmanlar. Miktar olarak doğru
beslenme vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlayan beslenmedir. Hamilelikte
ihtiyacınız olan kalori, yaklaşık % 15 daha fazla kaloridir %100 değil!
AŞIRI KİLO ZARARLIDIR çünkü; Anne adayında hastalık oluşturabilir(tansiyon,
albümin). Bebeğin gelişimini etkileyebilir. Vücut esnekliğini azaltır. Daha
zor bir doğum yapabilirsiniz. Doğumdan sonra eski kilonuza dönmek daha zor
olur. DENGELİ BESLENME Dengeli beslenme; düzenli olarak belli besin
gruplarını içeren (Protein, Yağ, Karbonhidrat,Vitamin ve Mineraller)
beslenmedir. Örneğin yalnızca et ve nişasta içeren beslenmede vitamin,
mineral ve yağlar eksik kalır. Bu şekilde beslenme dengesiz beslenmedir. O
halde besin gruplarını tanımak ve öğünleri buna göre düzenlemek faydalı
olacaktır. PROTEİN İÇEREN BESİNLER Hayvans al besinlerden; et, balık,
yumurta, peynir, süt, yoğurt ve bitkisel besinlerden tüm sebzeler ve
tahıllar protein içerir. Proteinler vücudun dokularını oluşturur ve yeniler,
hamilelik sırasında daha fazla protein tüketilmelidir. YAĞLAR Sıvı
yağlar(mısır, çiçek, zeytin), katı yağlar (margarin, tereyağı), süt, yağlı
et ve balıklar, badem, fındık, ceviz, yerfıstığı ve yumurta sarısı yağ
içerir.Hamilelikte fazla kilo almamak için yağlar azaltılabilir.
KARBONHİDRATLAR (ŞEKERLER) Nişasta ve şeker içeren tüm besinlerdir; bal,
reçel, pastalar, ekmek, muz, erik, incir, hurma, pirinç, kuru fasulye, hamur
işleri, patates ve olgun meyveler.Bu besinleri hamilelikte de aynı miktarda
yemeye devam edin. Çok kilo alırsanız taze meyveler dışındakileri
azaltabilirsiniz. VİTAMİNLER A VİTAMİNİ: Süt ve süt ürünleri, karaciğer,
maydonoz, marul, havuç, domates, ıspanak, lahana. B VİTAMİNİ: Tahıl
tohumları, kuru sebzeler. C VİTAMİNİ: Çiğ sebzeler ve meyveler (limon,
portakal, greyfurt, lahana, maydonoz, domates) D VİTAMİNİ: D vitamini güneş
ışınları etkisiyle vücut tarafından üretilir.Bu vitamin için bol bol açık
havada bulunmak gerekir.Doktorunuzun vereceği bir ilaç kullanılabilir.
MİNERALLER DEMİR: Mercimek, yumurta sarısı, ıspanak, maydonoz, karaciğer,
fındık, yulaf ezmesi, badem, tereotu, çikolata.( Demir takviyesi için
doktorunuzun vereceği ilacı da kullanabilirsiniz.) KALSİYUM:Süt ve süt
ürünleri, kuru fasulye, kuru incir, ıspanak, lahana, karnıbahar, yumurta,
içme suyu. FOLİK ASİT:Peynir, lahana, marul, yeşil biber, ıspanak, ceviz,
badem, kavun, ekmek kabuğu( Doktorunuzun vereceği bir ilaç kullanılabilir.)
FLOR:Bebeğinizin diş oluşumu ve sizin dişlerinizin korunması için flor
gereklidir.Flor içeren mutfak tuzları kullanın.( Doktorunuzun vereceği bir
ilaç kullanılabilir.) TUZ:Hamile kadınların tuzu hemen kesmesi gerektiği
artık hekimler tarafından kabul görmüyor.Belli bir oranda tuz da
gereklidir.Ancak yine de fazla tuzlu yemekten sakının. Yukarıda verilen
besin gruplarından düzenli olarak almalısınız. Tek yönlü beslenme (aşırı
protein yada aşırı vitamin içeren) hem kendinizde hem de bebeğinizde
sorunlara neden olabilir. İÇECEKLER: SU bol bol içebilirsiniz. MADEN SUYU(
MİNERALLİ SULAR) sindirimi kolaylaştırırlar ancak iştah açıcı özellikleri
vardır. ÇAY ve KAHVE uyarıcıdır, aşırıya kaçmadan içilebilir. SÜT kalsiyum
minerali içerdiği için faydalıdır fakat hamilelikte çok süt içmek
gereksizdir. Günde yarım litre ihtiyacınızı karşılamaya yeter.Eğer fazla
kilo almışsanız yağı alınmış süt içebilirsiniz. TAZE MEYVE SUYU oldukça
faydalı bol bol içebilirsiniz ancak şekerli olanlarından sakının
şişmanlatır. GAZOZ TÜRÜ İÇECEKLER hamile birkadına hiçbir faydası yoktur,
aşırı şeker içerirler. SEBZE SULARI bol vitamin içerirler çok faydalıdır.
ALKOL ilk üç ay bebekte oluşum bozukluğu tehlikesi olduğundan hiç
alınmamalıdır.Üç aydan sonra bir kadeh şarap ya da şampanya içilebilir.Bira
da ölçülü içilmesi gereken bir içkidir. SİGARA elbette hiç içilmemelidir
fakat sigarayı bırakmak aşırı stres yaratıyorsa bir-iki tane ile sınırlı
kalmak koşuluyla içilebilir.
HAMİLELİKTE GÖRÜLEN SIKINTILAR Her kadının yapısı kendine
özgü olduğuna göre, hamilelik dönemide o ölçüde özeldir.Hiç sıkıntı çekmeden
dokuz ay boyunca rahat bir hamilelik yaşayan kadınlar olduğu gibi,
sorunlarla dolu hamilelikler de vardır.Söz edeceğimiz sıkıntılar en çok
görülenlerdir. BULANTI VE KUSMALAR Tek başına veya kusmaların eşlik ettiği
bulantıların görülme oranı %50 dir. Genellikle 3. haftaya doğru başlar; 4.
ayda biter.Bulantıların zamanı ve nedeni çok değişkendir.Bazen sabah bazen
gün boyu olabilir.Bulantının nedeni belli kokular yada bazı besinlerden
iğrenme olabilir.Hamileliğin sonunda bulantı ve kusmalar tekrar görülebilir.
NE YAPILABİLİR ? Yemekleri, az miktarda daha sık öğünler şeklinde yeyin.
Kahvaltıda proteinli bir besin alın. ( yumurta ve süt ürünleri) Pişmiş yağ,
karnabahar ve lahana gibi sindirimi zor besinlerden kaçının. Aşırıya
kaçmadan maden suyu için. Bu önlemlere karşı bulantı ve kusmalar sürüyorsa
doktora gidilmelidir. AŞIRI TÜKÜRÜK SALGILAMA Bulantıla rdan çok daha az
rastlanır.Çoğunlukla tedaviler etkisizdir,beşinci aya doğru kendiliğinden
kesilir. MİDE AĞRILARI VE YANMALARI Anne adayı yemekleri yavaş ve zor
sindirir, yemekten sonra kendini ağır hisseder, sindirim yollarını havayla
dolmuş hisseder, midesinde ekşime, yanma ve sancılar oluşur. NE YAPILABİLİR
? Asitli besinlerden uzak durun. Gaz yapan besinler(lahana, karnabahar, kuru
sebzeler, kızartmalar) yemeyin. Sindirimi güç besinler yemeyin. Yemekte
şunları tercih edin; Izgaralar,haşlanmış sebzeler ve meyveler. Öne doğru
eğilmeyin. Yatarken birkaç yastıkla başınızı yükseltin. Veya doktorunuzun
önereceği bir ilaç kullanın. KABIZLIK Hiç kabızlık çekmeyenler bile
hamileliklerinde bu sorunu yaşıyorlar.Kabızlık bağırsak tembelliği sonucu
oluşur. NE YAPILABİLİR ? Yürüyüş yapın. Bol yeşil sebze ve meyve yeyin.
Kahvaltıdan önce taze meyve suyu( portakal, üzüm) veya su için. Gün içinde
bol su için. Veya doktorunuzun vereceği bir ilaç kullanın. BASUR (HEMOROİD)
Hamileliğin ikinci yarısında ortaya çıkar, tuvalete çıkma sırasında
kanamalar görülebilir, mutlaka doktorunuza bildirin.Çok iyi bir tedavi
görseniz bile doğum sonrası dönemde tekrar kötüleşebilir,ancak daha sonra
büyük bölümü yok olur. VARİSLER Toplarda marların genleşmesi sonucu oluşur,
hamileliğin ikinci yarısında ortaya çıkar.Doğumdan sonra tamamı veya büyük
kısmı yok olur. Varisler; bacaklarda şişme, sancılı gerilim, karıncalanma ya
da kramplara neden olabilir. NE YAPILABİLİR ? Uzun süre ayakta kalmayın.
Yüksek topuklu ayakkabı giymeyin. Çok sıkı ayakkabı, çorap giymeyin. Gün
içinde ayaklarınızın altına destek koyup yükselterek uzanın. Soba ya da
radyatörün önünde durmayın, güneş banyosu yapmayın. Çok sıcak ve çok soğuk
banyolardan kaçının. Varis çorapları da kullanılabilir. İDRAR ZORLUKLARI Sık
tuvalete çıkma hamilelikte çok görülen bir durumdur.Nedeni ilk aylarda
salgılanan hormonlar, son aylarda ise bebeğin başının idrar torbasına
yaptığı baskıdır.Çok rahatsız ederse doktorunuza bildirin. Hamileliğin
ikinci yarısında görülür, rahmin hacmi arttığından göğüs kafesi hacminin
azalmasıyla oluşur.Son aylarda fiziksel güç harcamasını azaltmak
gerekir.Nefes alma güçlüğü artarsa doktorunuza bildirin. SANCILAR
Hamileliğin başında basende ve karnın altında adet sancısına benzer sancılar
olması normaldir. DİKKAT: Hamileliğin başında aynı bölgede oluşan şiddetli
sancılar bir düşük ya da rahim dışı hamileliğin işareti olabilir.Bu
sancıları mümkün olduğu kadar erken doktorunuza bildirin. Son aylarda
eklemlerde başlayan gevşeme sancılı olabilir, bu sancıyı dindirmek için ne
dinlenme ne de bir ilaç vardır. BACAKLAR; Sancılar çok sıktır, varis varsa
daha çok olur, beşinci aydan itibaren özellikle geceleri kramplar olabilir.
Krampların çoğu B vitamini eksikliğine dayanır, doktorunuz tavsiyelerde
bulunacaktır. BEL AĞRISI; Hemen hemen her hamile kadının çektiği ağrıdır,
yorgunluk ve uzun süre ayakta kalmak ağrıyı artırır.Çeşitli egzersizler ve
sırtüstü yüzme önerilir. YKU BOZUKLUKLARI n Hamileliğin başlangıcında gün
içinde bile aşırı uyuma isteği duyulur, son aylarda ise gece yarısında
uykusuzluk görülür. Uykusuzluk, kramplar ya da sancılar nedeniyle veya
yaklaşan doğumun endişesiyle olabilir. NE YAPILABİLİR ? Akşamları hafif
yemekleri tercih edin ve kısa yürüyüşlere çıkın. Çay ve kahve gibi
uyarıcılardan kaçının. Yatmadan hemen önce şekerli süt ya da ıhlamur için.
Bunlardan sonuç alamazsanız doktorunuzdan ilaç tavsiye etmesini isteyin. HUY
DEĞİŞİKLİKLERİ Hamile kadınların çoğunda görülen huy değişikliğinin pek çok
nedeni olabilir; Doğumdan korkma, anormal bir çocuk sahibi olma kaygısı,
vücudunun bozulmasından endişelenme,... v.b. Huy değişiklikleri aşırı
neşelenme, aşırı üzüntü, içine kapanma, nedensiz ağlama, alınganlık, dikkat
çekme veya kendini gizleme isteği şeklinde olabilir.Bunların hepsi olağan
davranışlardır, özellikle ilk bebeğinizi bekliyorsanız.Çünkü herşey sizin
için farklı ve bilinmediktir. Yapılabil ecek en iyi şey kendinize en yakın
hissettiğiniz (kocanız, anneniz, ablanız, doktorunuz ) biriyle
konuşmaktır.Bu duyguları yaşayan tek kişi olmadığınızı göreceksiniz.