Hepatit-B enfeksiyonu nedir ? Hepatit-B virüsünün neden olduğu, birincil
olarak karaciğerde iltihap ve karaciğer hücre hasarıyla seyreden bir
hastalıktır. Hepatit-B virüsü; karaciğere yerleşir. Yalnız insanlarda
hastalık yapabilen bir DNA virüsüdür. Virüsler dışında metabolik
hastalıklar, toksik ve karaciğerde kanlanmayı bozan, ilaçlar, bazı
bakteriler, parazitler ve bazı diğer virüslerle gelişen hastalık ya da
enfeksiyonlar sırasında da akut viral hepatit gelişebilir. HBV
enfeksiyonunun dünyada ve Türkiye'deki durumu nedir ? HBV enfeksiyonu tüm
dünyada oldukça yaygındır. Dünyada her yıl 50 milyon kişi HBV ile enfekte
olmakta ve bugünkü sayılarla dünya nüfusunun 2/5'i (2 milyar) bu virüsle
enfekte olmuş durumdadır. Her yıl HBV'ye bağlı nedenlerle 1-2 milyon insan
ölmekte ve dünyada 350 milyon insan bu virüsün taşıyıcısıdır. Ülkemizde her
yıl 200 bin kişi bu virüsle enfekte olmaktadır ve her üç kişiden birisi bu
enfeksiyonu geçirmiştir. Ülkemizde 3-3.5 milyon kişi bu virüsün
taşıyıcısıdır. HBV enfeksiyonuna yakalanma riski kimlerde daha fazladır? HBV
enfeksiyonu için herkes eşit derecede risk taşımaz. Bazı insanlarda,
hastalarda ve gruplarda enfeksiyon daha sık görülür. HBV enfeksiyonu için
risk taşıyan gruplar şunlardır: a) Sağlık personeli, b) Çok sayıda kan
transfüzyonu yapılan hastalar, c) Hemofili ve hemodiyaliz hastaları, d) HBV
taşıyan kişi ile aynı evi paylaşanlar, e) Birden fazla cinsel partneri olan
heteroseksüeller, f) Homoseksüel ve biseksüel erkekler, g) Damar içi
uyuşturucu kullananlar, h) Kişisel hijyenin iyi olmadığı bakım evi, yurt ve
hapishane gibi yerlerde yaşayanlar, ı) HBsAg pozitif anneden doğan bebekler.
HBV nasıl bulaşır? HBV dört yolla bulaşır: a) Kan veya kan içeren sıvıların
zedelenmiş deri veya mukoza ile teması sonucu (perkütan ya da parenteral
bulaşma), b) İnsandan insana zedelenmiş deri ya da mukoza aracılığıyla (horizontal
bulaşma), c) Cinsel yolla, d) Annenin kanının ya da kanlı sıvılarının bebeğe
zedelenmiş derisi ya da mukozası aracılığıyla ya da göbek kordonu
aracılığıyla geçmesi ile (doğum sırasında) bulaşı. HBV enfeksiyonunun
kuluçka peryodu alınan virüs miktarına ve kişinin immün sisteminin direncine
bağlı olarak 45-180 gün (ortalama 60-90 gün) arasında değişir. HBV
enfeksiyonunda hastalık belirtileri nelerdir ? HBV enfeksiyonunda;
enfeksiyon sık ancak hastalık enderdir. Virüsü alanların yaklaşık %50-65'in
de hiç bir hastalık belirtisi gelişmeden enfeksiyonu geçirir. Virüsle
enfekte olanların yaklaşık %30-50'inde kırıklık, yorgunluk, hafif ateş, mide
bulantısı, karın ağrısı, eklem ve kas ağrıları gibi yakınma ve bulgular
gelişir. Çocukların %10'undan azında, erişkinlerin %30-50'inde sarılık
görülebilir. Virüsle enfekte olanların %1'inden daha azında enfeksiyon akut
karaciğer yetmezliği ile ilerleyici ve şiddetli bir gidiş gösterir. Akut
enfeksiyonun yaklaşık 1-6 haftalık klinik seyri vardır. Bu sırada hastalarda
değişen derecelerde karaciğer enzimleri ve kan hücrelerinin yıkım ürününde
yükselme gözlenir. HBV enfeksiyonunun çocuk ve erişkinlerde seyri nasıldır?
Akut enfeksiyon çocuklarda erişkinlere göre daha hafif ve bulgu vermeden
seyreder. Ancak bebeklerin immün sistemi nedeniyle enfeksiyon erişkinlere
göre daha fazla oranda kronikleşmeye eğilimlidir. Yenidoğanların %5-10'unda,
1-5 yaş grubundaki çocukların %70'inde, erişkinlerin ise %90-95'inde virüs 6
ay içinde vücuttan temizlenerek bağışıklık gelişir. Akut enfeksiyon
erişkinlerin yalnızca %5-10'unda kronikleşirken, yenidoğanların %90-95'inde,
çocuk ve ergenlerin %30'unda kronikleşir ve virüs taşıyıcısı olur. Bu
hastaların kronik karaciğer hastalıkları yönünden uzman doktorlar tarafından
izlenmesi gerekir. Kronik karaciğer hastalıkları geliştiğinde µ-interferon
tedavisi kullanılabilir, ancak başarısı sınırlıdır. HBV taşıyıcısı kimlere
denir ? Akut enfeksiyondan sonra 6 ay içinde virüse karşı bağışıklık
geliştirmeyen, virüsü veya virüs proteinlerini kanlarında taşıyan kişilere
taşıyıcı denir. Öncelikle, bu kişiler virüsün sağlıklı bireylere
bulaşmasında kaynaktırlar. Ayrıca bu kişilerde kronik aktif hepatit, siroz
ve karaciğer kanseri gibi kronik karaciğer hastalıklarının gelişme riski
yüksektir. Kronik hepatit-B ile karaciğer kanseri (primer hepatosellüler
karsinoma) gelişmesi arasında sıkı bir ilişki vardır. Kronik virüs
taşıyıcılarında primer hepatosellüler karsinoma gelişme riski taşıyıcı
olmayanlara göre 200 kat fazladır. Kronik HBV taşıyıcıları ile virüsün
bulaşma yollarından birisi ile temas edenlere yalnızca aşı yapmak yeterli
koruyuculuğu sağlar. HBV enfeksiyonundan nasıl korunuruz ? Enfeksiyondan
korunmanın en emin ve güvenilir yolu hepatit-B aşısı yaptırmaktır. Hepatit-B
aşısı gen teknolojisi ile maya ya da memeli hücrelerinde üretildiklerinden
son derece güvenilirdir ve bu tür enfeksiyonların bulaşmasına neden olmaz.
Hepatit-B aşının kanser yaptığı söylentisi yanlıştır. Tam tersine aşı ile
hepatit-B enfeksiyonundan korunulmazsa, HBV alınması ile böyle bir riske
girmek söz konusudur. Hepatit-B aşısı virüsle karşılaşmadan önce ya da
karşılaştıktan sonra kullanılabilir. Her iki durumda da koruyucudur.
kızamık Hazırlayan: Dr. Cemal Güvercin Halk Sağlığı
Uzmanı Kızamık, aşı ile önlenebilen hastalıklar arasında en çok çocuk
ölümüne neden olan viral bir hastalıktır. Beslenme bozukluğu ve A vitamini
eksikliğini artırarak vücut direncini düşüren kızamık, diğer öldürücü
hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Hastalanan her 100
kişiden 6-20'si orta kulak iltihabı, ishal ve zatürree, bin kızamıklıdan
birinde beyin iltihabı ortaya çıkmaktadır. Yaz aylarında nadiren görülen
kızamık, özellikle soğuk kış aylarında hastalığa yakalanma açısından tepe
noktasına ulaşmaktadır. Türkiye'de her 3-4 yılda bir büyük salgınlara neden
olan kızamık özellikle mart ve nisan aylarında en fazla olgu sayısına
ulaşmaktadır. Yılda 8-30 bin arası olgu bildirilen ülkemizde, kızamık
geçiren ortalama her 100 çocuktan 3'ü yaşamını yitirmektedir. Oysa kızamığın
son derece etkin, ücretsiz ve uygulaması kolay bir aşısı vardır. Hastalığın
kaynağı insandır. Bulaşma kızamıklılardan, direk damlacık yoluyla olur.
Ayrıca hastaların kullandığı çatal, bıçak, bardak gibi eşyalar, kısa bir
sürede sağlamlar tarafından kullanılırsa bulaşma olabilir. Kızamık virüsü,
tükrük damlacıklarında iki saat canlı kalabilir. Hastalığın kesin tanısı,
hastaların klinik görünümü ve bir kızamık hastasıyla temas öyküsü ile konur.
Hastalığın kuluçka süresi 9-10 gündür. Hastalığın tipik belirtileri, nezle,
ateş, öksürük, gözlerde kızarıklık ve ışıktan rahatsız olma, halsizlik ve
iştahsızlıktır. Ateş, akşamları titreme ile 39- 40 dereceye yükselir sabah
düşer. Göz kızarmış ve iltihaplıdır, hasta ışığa bakamaz. Olguların %95’inde
hastalığın 2. gününde ağız içinde oluşan “Koplik lekeleri” direk tanı
koydurucudur. Nezle, öksürük ve ateş ile geçen 3-4 günden sonra ateş düşer
ve iyileşme olduğu zannedilebilir. Fakat bu düşüşü izleyen saatlerde ciltte
ufak pembe kırmızı makülopapüler döküntü olarak bilinen lezyonlar ortaya
çıkmaya başlar. Kulak arkasından, alından ve saçlı deri ile normal derinin
birleşme yerlerinden çıkmaya başlar. Ateş tekrar yükselir, nezle ve göz
lezyonları şiddetlenir. 24 – 48 saat sonra döküntüler tüm vücuda yayılır.
Döküntüler 2-3 gün içinde ilk çıktığı yerden itibaren sönmeye başlar, 5-7
günde tamamen kaybolur ve yerini kepeklenmeye bırakır. Kızamıklı çocuklar
döküntünün görülmesinden en az 4 gün sonrasına kadar okuldan uzak
tutulmalıdır. Özel bir tedavisi yoktur ancak bulgulara yönelik destekleyici
tedavi sözkonusudur. Ancak 9.-15. aylarda yapılan aşı ile %99 koruyuculuk
sağlanır. Aşılanmamış veya yapılan tek doz aşıya yanıt vermemiş çocuklar
kızamığa karşı duyarlı kalmakta ve Türkiye'de kızamık virüsünün yaygın
olarak dolaşmasına neden olmaktadır. Okul çağı çocukları arasında da
kızamığa duyarlılık yüksektir ve okul salgınları kızamık salgınları arasında
önemli bir yer almaktadır. Çocukların, geçmişte kızamık geçirdiği düşünülse
bile “Okul Aşı Günleri” sırasında tekrar aşılanması gerekmektedir.
Su ile Bulaşan Hastalıklar Su ile bağlantılı enfeksiyon
hastalıkları bulaşma yolları dikkate alınarak dört ana grupta
değerlendirilebilir: 1. Sudan Kaynaklanan Hastalıklar Özellikle ılıman ve
sıcak iklimlerde insan ve hayvan dışkısı ile kirlenen suda mikroorganizmalar
rahatlıkla taşınır. Aynı su şebekesinden çok kişinin yararlanması ve
bakteriyi alması nedeniyle patlama tarzında salgınlar çıkar. Bu gruptaki
mikroplar suda pasif olarak taşınır. Tifo, Kolera, Viral Hepatit bu gruba
giren hastalıklardandır. Korunma yöntemi suyun niteliğinin iyileştirilmesi,
yani temiz tutulmasıdır. 2. Su Yokluğundan Kaynaklanan Hastalıklar Suyu çok
kıt olan yörelerde kişisel hijyenin sürdürülmesi güçleşir. Bedenin, yiyecek
maddelerinin, mutfak kap-kacağının ve giysilerin yıkanmayışı nedeniyle
hastalığın bulaşma olasılığı artar. Trahom ve bazı barsak hastalıkları,
örneğin Basilli Dizanteri bu gruptadır. Önlenebilmeleri için suyun
niteliğinden çok niceliği önemlidir; kullanılan su miktarı arttıkça
hastalığın önlenebilirliği artar. 3. Suda Yaşayanlarla Bulaşan Hastalıklar
Ülkemizde çok sık görülmeyen bir grubu oluşturur. Bazı parazit yumurtaları
suda yaşayan omurgasızlarda, örneğin salyangozda, yerleşir ve gelişir.
Olgunlaşan larvalar suya dökülür; suyun içilmesi ya da su ile ilişki sonucu
enfeksiyona yol açar. Şistozomiyazis bu grubun tipik örneğidir; Güneydoğu
Anadolu'da sulu tarıma geçilmesinin bu sorunu da birlikte getireceği
düşünülmektedir. Şimdiki durumda bizde daha çok Viral Hepatit ve tifonun
bulaşmasında rol oynayan midye örnek olarak gösterilebilir. Korunmada suyun
kirlenmesinin önlenmesi kadar, suda yaşayan aracıların ortadan kaldırılması
da önemlidir. 4. Su ile Bağlantılı Vektörlerle Bulaşan Hastalıklar Ülkemizde
sivrisineklerin yol açtığı Sıtma bu gruba girer. Durgun su birikintilerinin
ortadan kaldırılması ve suyun borularla taşınması ile önlenebilir.
SU VE BESİNLERLE BULAŞAN HASTALIKLAR NELERDİR ? Tifo,
Salmonellozis, Paratifo, Basilli Dizanteri, Amipli Dizanteri, Kolera, Çocuk
Yaz ishalleri, Stafilokoksik gıda zehirlenmesi, Bacillus cereus
zehirlenmesi, Botulismus, Askariazis, Oksiurazis, Teniazis, Giardiazis,
Hidatidozis, Hepatitis A ve E, Poliomyelitis bu grupta en sık görülen
bakteriyel, paraziter ve virutik hastalıklardır. Özel durumlarda Tüberküloz,
Streptokok enfeksiyonları, Leptospiroz, Şarbon, Toksoplazma, Ankilostorna da
bu gruba girebilir. Hayvanlardan bulaşan hastalıklar sınıflandırıldığında
süt ve ürünleri ile geçtiği zaman zaman unutulan Brusellozis ülkemiz için
çok önemli bir sağlık sorunudur; alınacak önlemler değerlendirilirken
akııdan çıkarılmamalıdır. Yukarıda sayılan hastalıklar grubunun genel
özellikleri şöyle özetlenebilir: .Genellikle dışkı-ağız yoluyla bulaşırlar.
Çoğunluğu dışkı (bazen idrar) ile atılır, kirlenmiş olan su ve besinler
aracılığıyla sağlam kişiyi ağız yoluyla enfekte ederler. .Sıklıkla
epidemilere, pandemilere neden olurlar. Tek bir kaynaktan çıkan çok sayıda
etken, suda ve besin maddelerinde hızla çoğalarak onbinlerce kişiyi enfekte
edebilir. Özellikle suya geçtiyse, patlama şeklinde salgınlar oluşur. Yalnız
besinlerin kontamine olması durumunda yayılma daha yavaştır. Belirli iklim
koşullarını ve özellikle kötü hijyen ik koşulları severler. Kötü ekonomik ve
toplumsal koşulların göstergesidirler. Kirli suların, açık helaların, açıkta
satılan yiyeceklerin, sinek/hamamböceği gibi vektörlerin bulunduğu;
kişilerin temizlenme alışkanlıkları ya da olanaklarının az olduğu
toplumlarda sık görülürler. Sosyo-ekonomik düzey yükseldikçe görülme
sıklıkları azalır. Bu nedenlerle yalnızca sağlık örgütünün çabalarıyla
önlenmeleri çok güçtür; tüm kamu sektörünün etkin katılımını gerektirirler.
.Genellikle yaz aylarında daha sık görülürler. .Enfeksiyon zincirinin
kırılmasında en etkin ve kalıcı yaklaşım bulaşma yollarının kesilmesi, yani
olumsuz çevresel etmenlerin ortadan kaldırılmasıdır
Hava Yolu İle Bulaşan Hastalıklar Bu gruba giren
hastalık etkenlerinin çoğunluğunu viruslar oluşturur. Üst solunum yollarında
enfeksiyonlara neden olan çok sayıda virus (influenza, Parainfluenza,
Adenovirus, Rhinovirus,..) ile Kızamık, Kızamıkçık, Suçiçeği, Kabakulak
virusları organizmaya hava yoluyla girer. Tüberküloz, Boğmaca, Difteri ve
Legionella bakterileri, Streptokok ve Meningokoklar bu grupta en sık görülen
bakterilerdir. Zatürre'ye neden olan tüm bakteri, virus ve mantarlar da hava
yoluyla bulaşır. Stafilokoklar ile Şarbon, Ruam, Veba, Bruselloz ve Q
Yangısı bazı durumlarda hava yoluyla da bulaşabilir. Hava yolu ile bulaşan
hastalıkların genel özellikleri şöyledir: .Genel bulaşma yolları havadır.
Hemen tümü sekresyonların oral yolla alınmasıyla da geçebilir. Havada
damlacık içinde bulunur ya da yere çökerek tozlara karışır, sonra sağlam
kişinin solunum yoluna girerler. .Toplumda en sık görülen hastalıkları
oluştururlar. Yalnızca üst solunum yolu enfeksiyonları bile çok yüksek
orandadır, hekime başvuran her dört kişiden biri bu yakınmayla gelmektedir.
.Bölgeselsalgın ve dünyaçapında salgın yaparlar. Özellikle influenza virusu
suşları tüm dünyaya yayılan ve ilk başladığı yerin adı ile anılan pandemiler
yapar (Hong Kong Gribi, Asya Gribi gibi). .Mevsimsel özellikler gösterirler.
Kış aylarında insidansıarı çok yüksektir. .Organizma direncinin düştüğü
durumlarda daha kolay hastalığa neden olurlar. Tüm enfeksiyonlar için
geçerli olan bu kural özellikle solunum yolu enfeksiyonlarında belirgindir.
.Kalabalık ve sıkışık yaşam tarzı solunum yolu enfeksiyonlarının oluşmasında
önemlidir. Kentlerde daha sık görülürler. Oda başına düşen kişi sayısı
arttıkça insidansları yükselir. Sinema, otobüs gibi topluca bulunulan ve
hava akımının az olduğu yerlerde yayılım kolaylaşır. Okul, kışla gibi
yerlerde salgınlar yaparlar. SAVAŞ YÖNTEMLERİ Toplum olarak savaşılmaları
çok güçtür. Virüs kökenli olanları gelişmişlik düzeyine de pek bakmaz, çabuk
yayılırlar. Çoğunda savaş esas olarak korunmayla, aşısı bulunanlarda
popülasyonun en geniş şekliyle aşılanmasıyla olur. Tüberküloz önemli
toplumsal özellikler taşır, savaş yöntemleri de bu toplumsal temellere
dayanır.