|
|
Seviyeli Sohbet ve Yeni
Arkadaşlıklar Kurmak İçin Lütfen Rumuz Yazıp Girişe Tıklayın. |
|
|
28 Hafta Sonra
Korku filmlerinden oldum olası uzak durmaya çalışsam da kader beni bir bilim-kurgu/korku filminin gösterimine sürükledi. Birkaç kız arkadaşımla keyifli bir akşam geçirelim demiştik, ama çıktığımızda hepimizin üzerinden buldozer geçmiş gibi oldu. Uzun zamandır bu kadar sarsıcı bir film seyretmediğimi itiraf edeyim.
Bahsettiğim filmin adı: “28 Hafta Sonra”. Henüz vizyona girmedi, ama korku/gerilim sevenlerin kaçırmaması gereken bir film. Aslında bu bir devam filmiymiş, ilkinin adı “28 Gün Sonra”. Herhalde bu filmden haberdar olsaydık, “28 Hafta Sonra”ya böyle güle oynaya gitmezdik...
“28 Hafta Sonra”nın konusunu merak edenlere aktarayım;
“Rage virüsünün Britanya adalarına yayılmasından altı ay sonra, Amerika ordusu düzeni yeniden sağlamış ve karantina altındaki bölgelere insanları tekrar yerleştirmeye başlamıştır. Ülke tekrar inşa edilirken, yurtlarına geri dönen bir mülteci aile tekrar bir araya gelmenin sevinci içindedir. Fakat içlerinden birisi korkunç bir sır saklamaktadır: içlerinden birisi Rage virüsü taşıyıcısıdır.”
Konusu itibariyle gerilebileceğimizi, içimizin bir parça kararabileceğini tahmin etmiştim, ama böylesine hazır değildim. İlk şok edici sahnede neye uğradığımı şaşırdım, tam anlamıyla saldırıya uğramış gibi hissediyor insan. Hatta bir süre kulağımı tıkayıp, gözlerimi açmadan sahnenin geçmesini bekledim ama nafile. Yıllar önce “Er Ryan’ı Kurtarmak” filmindeki Normandiya Çıkartması sahnesinde de aynı gerginliği hissetmiştim. Bir türlü geçmek bilmeyen ve seni orada yaşananlara tanık olmaya zorlayan bir sahne. Ama o, bunun yanında masumane kalır. Orada savaşın acımasızlığını görüyorsun, oysa burada ne olduğunu anlayamadığın bir vahşet var, ürkütüyor seni.
Filme, vurucu sahneleri yüzünden alışmak zaman alıyor, bitene kadar koltuğunda rahat oturamıyorsun, inanılmaz bir gerginlik tüm vücudunu sarıyor. Bittiğinde de artık kimseye yakın olmak istemiyorsun, her an biri üstüne saldıracakmış gibi geliyor. Biyolojik silahların yaratabileceği tehlikeleri düşünüp ürperiyorsun. Bir de duygusal kararların nasıl hayatları mahvedebileceğini öğreniyorsun. Allak bullak olmuş bir vaziyette kendini dışarı atmak istiyorsun.
Bu filmin benim açımdan iyi yanı, uzun zamandır yeniden yazmak konusundaki düşüncemi harekete geçirmesi oldu. Film beni o kadar etkiledi ki konuşmak yetmedi, yazarak da paylaşayım istedim.
Uzun zamandır ortalarda yoktum, yazmak istemedim bir süre. Kadın-erkek ilişkileri üzerine yazmak bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor. Farkettim ki yazmaya devam edersem yazılarım gittikçe karamsarlaşacak. O yüzden en iyisi susmaktı.
Şimdi değişen bir şey oldu mu derseniz; Her şey baktığınız pencereye göre değişiyor. Bir pencereye göre baktığımda hala umut var, başka bir pencereden baktığımda da her şey umutsuz.
Umudumuzu kaybetmeyeceğimiz güzel günlere diyelim en iyisi... Sevgiler
Kadınca Sayfasına Dön
|